Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya °C
Turunc Fly Wuppertal 42107, Gathe 45 0202/444765 - 017670572930 Turuncfly@web.de

ARKADAŞ

24.05.2016
994
A+
A-

ARKADAŞ

Bir düşünür “son altı ayını bilmediğiniz insanın arkadaşınız, dostunuz olduğu konusunda emin olmayın” demiş.

Yaşadığımız süreçte insanın yüzlerce, hatta binlerce arkadaşı oluyor. Mahalle arkadaşları, ilkokul arkadaşları, ortaokul, lise, üniversite, askerlik, iş arkadaşlarından binlercesi hayatınızı oluşturan büyük tabloda yer alırlar. Zaman geçip o büyük fotoğrafa baktığınızda bunlardan birçoğunu zor hatırlarsınız, hatırlasanız bile aklınızda kalan sadece bir isimdir. O da aklınızda kalmışsa eğer.  Elinizde değişik yerlerde, değişik kişilerle çekilmiş yüzlerce fotoğraf vardır. Bunların çoğu bir sonraki fotoğrafta yer almaz. Gelip geçmişlerdir. Rastladığınızda selamlaşır, yoksa birbirinizden habersiz yaşar, yaşlanır ve ölürsünüz. Çocuklarınız, eşleriniz, torunlarınız birbirini tanımaz.

Fakat öyle birkaç tane kişi vardır ki her fotoğrafta vardır. Yaşadığınız yer, birbirinizle olan uzaklık asla her fotoğrafta birlikte olmanıza engel değildir. Hastalığınızda gelirler, gelemese bile ararlar, düğünlerinize, ölümlere gelirler sizinle birlikte sevinir, sizinle birlikte ağlarlar. Bunaldığınızda sizin aradığınız ilk insanlardır. Onları yanınızda görmek sizi rahatlatır, kendinizi daha güçlü hisseder, yalnızlığınızın ve sıkıntılarınızın yükü altında ezilmezsiniz. Onların varlığı hayatınızın iyilik ve sevgi kaynağıdır.

En kötüsü yıllar sonra rastladığınız bir arkadaşınızın o sizin tanıdığınız insan olmayışı ile karşılaştığınız kötü durumdur. Gözünüzün önüne birlikte kaçamak sigara içtikleriniz, bir çeyrek ekmeğe köfte koydurup iştahla yediğiniz, sohbetleriniz, iddialı oyunlarınız, kahve sohbetleriniz gelir. Aklınıza gelen bu hareketli geçmişte onun gülen yüzü, sevecen yapısı ve hatta ailesinin fakir oluşu yüzünden hafif ezik duruşunu hatırlar bazen gülümser, bazen hüzünlenirsiniz. Babasız büyümesi, ayni elbiseyi yıllarca giymesindeki yokluk izleri daha onunla ilgili pek çok şey gözlerinizin önünden gelip geçer. Güzel bir insandır, arkadaşınızdır, dostunuzdur.

Ortaokulu bitirdikten sonra neredeyse bütün mezunların o zamanın hayata en kısa yoldan atılma yolu olan meslek okullarına gidişleri, Şubat tatillerinde yakasında Sağlık Koleji, Maliye Okulu, Öğretmen Okulu rozetleriyle kahveye gelip caka satışları, övünmelerini hatırlar gülümserİm.

Devletin ihtiyacı olan alt kadro memuriyetlere atanır, yurdun değişik yerlerinde görevlere giderdik. Kimimiz Adana’ya sağlık memuru olarak atanırken, kimimiz Elazığ’ın Palu ilçesinin bir köyünde öğretmenliğe başlardık. Tapu memuru, maliye memuru olanlar değişik kentlerde işe başlar, cebi para görmenin etkisi ile artık izinlere takım elbise ile, parlak ayakkabılarla gelirdik. Terfi etmiş sigara paketi görünsün diye gömlek cebinde kendini göstermektedir artık.

Geçen zamanla birlikte o canciğer arkadaş olduğunuz insanlarda erozyonlar başlar, kişiliğindeki toprak kaymalarının altından hiç tanımadığınız bir arazi ortaya çıkar. Önce sahibi olduğu masa kıyaslaması, yetki övünmesi, aldığı maaşı karşısındakinin gözüne sokmalar, evlendiği kadının aldığı maaş veya kayınpeder varlığı ile alınmış ev, araba bir araya gelince vazgeçilmez sohbet konuları olmaya başlar. Mal mülk övünmesinden, gösteriş yarışından eski dostluklara, arkadaşlıklara, birlikte mutlu olduğunuz oyunlara, hatıralara asla sıra gelmez, onlar konuşulmaz olur. Tevazu ve aslına sadakat, ruhunda bulaşığı kalmamış adamlık veya özüne azıcık karışmış insanlık kırıntıları kendini herkesten üstün sandığı, sahip olduklarının kimsede olmadığını düşündüğü noktada hepsi yok olur gider.

Yaşadığı sosyal ve hatta siyasal çevre, boyundan büyük ahkâm kesmelere, hatta ülkeyi yöneten insanların eşlerine internette dansöz elbisesi giydirecek ahlaksızlık boyutuna bile ulaştıracak kadar kendini cesaretlendirmiştir. Bu dönem kendini bir şey sanma dönemidir artık. Karşısındakileri küçümsediği gibi onların inançlarını, aidiyetlerini, inandıkları şeylerle alay etme eğlencesi başlamıştır. Yazıp çizdiklerinin; içinde arkadaşlarının da bulunduğu toplulukları incitebileceğini asla düşünmez. İnternette, evinin, arabasının, yazlığını, kışlığının, bürosunun, kedisinin, köpeğinin hatta içine buz atılmış rakı bardağının, kılçıkları sırıtmış yediği balıkların fotoğraflarını yayınlar.

Elbette bunları yapmakta özgürdür. Belki yayınlayamadığı şeyler de vardır. Onları da yayınlasın. Yesin içsin, afiyet olsun. Hatta başka şeyler de yapsın.  Bu ülkede hürriyet var, insanlar özgür. İstediğini yapar.

Ama benim de bu tür insanlarla arkadaşlığımı sürdürmeme, dostluğuma son verme özgürlüğüm var.
İşte mesele bu onbaşı…

 

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.